İKTİDAR HIRSI

Siteyi takip edenler anlamışlardır…Yazdığım yazının içeriğine değinen siyasi kararlar haricinde siyasete bulaşmamaya çalıştım. Ancak, güncel gelişmeler; ortalığı bulandıracak komplo teorisi kokan durumlar, birilerinin bu kaos ortamı benzeri olgulardan medet ummaları ve siyasi rant peşinde koşmaları…Hem bu hususa değinmeme, hem de bağlarımı kopardığım siyasetle ilgili bu yazıyı yazmama çanak tuttu.

 

Türkiye’de 14 Mayıs 1950 de yapılan seçimler ile işbaşına gelen Demokrat Parti iktidarı ve sonunda nasıl alaşağı edilerek  birinci kaos döneminin, 1965 te işbaşına gelen Adalet Partisi iktidarının 12 Mart muhtırası ve akabinde 12 Eylül darbeleri ile ikinci ve üçüncü kaos dönemlerinin yaratıldığını…28 Şubat muhtırası ile de iktidarın nasıl el değiştirdiğini konuyla ilgisi olan herkes bilir. Bu  olguları irdelerken öncelik içteki iktidar hırsı sahiplerinin orduyu kışkırtmaları ve işbirliği yapmaları, ortamı gerecek söylem ve eylemlere kalkışmaları aleni olarak ortadadır.

 

Basit bir örnekle açıklayayım;

 

İki kardeş bir şirket kurarak sanayi ve ticaret hayatına atılır. Biri maddi olarak, diğeri beyinsel ve emek olarak ilk başlarda başarılı olur ve şirketi büyütürler. Maddi gücü olan kardeş, hiç gereği yokken ve gücüne güvenerek diğerini pasif duruma düşürüp işi profesyonele havale etmeyi düşünür ve uygular. Ancak, görevlendirilen kişi memur zihniyetine haiz ve şirketin faaliyet alanı ile ilgili hiçbir tecrübesi olmayan biridir. Doğal olarak kısa zamanda şirket zarar etmeye başladığında güçlü kardeş işi tamamen diğerine bırakıp aradan sıyrılır. Yönetimi eline alan, teknik ve mali yönden işi bilen, ancak sermayesi olmayan kardeş elinden geleni yaptığı halde, sermayesizlikten ihalelere giremez ve iş alamaz duruma düşer.  Sonuçta, kör topal yürütülen ve emek harcanan şirket, iflas etmemek için  kapatılmak zorunda kalınır. Asıl kaybeden, emeği ve beyni olan kardeştir. Diğerine bir şey olmaz ve o yoluna devam eder ama öteki birçok gaile ve zorlukla baş etmeye, hayatını yeniden kurmaya çalışır. Başarılı olur, olmaz o ayrı konudur…

 

Örneği genellemeye çalıştığımızda, Türkiye’deki iktidar hırsı sahibi ama yönetimsel araçlardan bihaber güruhun yaptıkları ortaya çıkmaktadır. Parti veya şahıs ismi vermeye gerek yoktur. Bu güruh, iktidarı ele geçireyim de nasıl olursa olsun düşüncesindedir. Kendi çıkarları için orduyu kışkırtarak, şer güçleri ile işbirliği yapıp kaos ortamı yaratarak işbaşına gelmeyi mübah görürler. Muhalefette iken hiçbir şekilde yapıcı davranmazlar, “Kardeşim, kazın ayağı öyle değildir. Bu iş o şekilde değil bu şekilde yapılırdemez, sadece ve sadece alınan kararlara, yapılan işlere muhalefet etmeyi marifet sanırlar…Bunun için ellerinde bir koz her zaman hazırdır. Atatürkçülük kozunu oynarlar ama bilmezler ki Mustafa Kemal yaşasaydı ve bunların yaptıklarına şahit olsaydı ilk olarak darağacına göndereceği kişiler sadece ama sadece kendileri olacaktı.

 

Yeri gelmişken değineyim. İngiliz Oyunu olarak adlandırılan bir siyasi durum vardır. Kökeni İngiliz’lerin tarihi iktidar hırsına dayanır. Kendi çıkarlarına ters gördüğü, büyüyüp tekerine çomak sokmasını istemediği olgular karşısında “BÖL VE YÖNET” taktiği uygulanır. Bu meyanda, ne zaman Türkiye ekonomik ve siyasi bakımdan şahlanmaya görsün, derhal birileri ele geçirilip ülkede kaos ortamı yaratılmaya çalışılır ve genelde muvaffak olunur.

 

Anlayana…

2012′DE BÜYÜK BİR BİLİNÇ SIÇRAMASI iddası ve usulu kafiden bir hadis… yorumsuz

USULU KAFİ’DE GEÇEN VE İMAM CAFER’DEN RİVAYET EDİLEN BİR SÖZ… VE ARDINDAN 2012 YILINDA YAŞANMASI MUHTEMEL OLAN ”BİLİNÇ SIÇRAMASI” TEORİSİ ADLI YAZI.. İKİSİ TÜMÜYLE AYRI DÜNYALARIN YAZILARI OLMASINA VE BİRBİRİNDEN ÇOK FARKLI ZAMANLARDA GÜNDEME GELMİŞ OLMALARINA RAĞMEN İLGİ ÇEKİCİ BİR UYUM GÖZE ÇARPIYOR…
BAŞKA BİR YORUM YAPIP ZİHNİNİZİ BELLİ BİR KALIBA GÖRE DÜŞÜNMEYE SEVK ETMEMEK İÇİN SÖZÜ BURADA NOKTALIYORUM…

İmam Muhammed Bakır Aleyhisselam şöyle buyurdu: Kaimimiz İmam Mehdi Aleyhisselam kıyam ettiğinde Allahu Teala elini kulların başına koyar ve onların akıllarını toplar, hilim ve vakarlarını kâmil eder. (Yani İmam Mehdi Aleyhisselam’ın zuhurunda insanların akılları en üst seviyeye ulaştırılır.)

Kaynak: Usulu Kafi c. 1 h. 21

Son birkaç yılda kişisel gelişim konusuyla ilgilenenlerin sayısında gözle görülür bir artış yaşanırken, bu alanda en büyük ilgiyi kuantum üzerine yapılan çalışmalar çekiyor. Artık hemen herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir şey var o da kendi düşüncelerimizin ve seçimlerimizin hayatımızın gidişatını önemli ölçüde etkilediği… Yani ’ne düşünürsek oyuz’. Kuantum fiziği de bu tezi sağlam temellere oturtuyor. İzmir ve İstanbul’da kurduğu Kuantum Eğitim Danışmanlık Merkezi’nde profesyonel kuantum koçluğu yapan ve bu işin eğitimini veren, ’Kuantum Sıçraması’, ’Kuantum Koçluk Programı’ ve ’Kuantum Diyarında Kelebekleri Özgürleştirmek’ adlı kitapların yazarı Nilda Ferhan Efeçınar, hayatını değiştiren kuantumu şimdi geniş kitlelere yaymaya çalışıyor. Ancak bu yayılma sandığımızdan daha hızlı bir şekilde gerçekleşiyor o kadar ki Efeçınar’a göre çoklu evrenlerin varlığı kanıtlanırsa kuantum fiziği demode bile kalabilir. Efeçınar, takvim yaprakları 2011’leri gösterdiğindeyse insanlığın bir bilinç sıçraması yaşayacağını söylüyor.

Kuantum fiziğini, klasik fizikten ayıran farklar nelerdir?
Klasik fizik, madde ve enerjiyi ayrı tutardı. 1930’larda kuantum araştırmaları Max Planck’ın ışığı incelenmesiyle başladı. Planck; ’foton kütlesiz bir enerjidir ve her kütlesiz enerji kütleli enerjinin formunu değiştirir’ dedi ki bu çok önemlidir. Yani düşüncelerimiz kütlesiz bir foton ve enerjidir. Bu enerji, kütleli olan kendi bedenlerimiz de dahil olmak üzere yaşantımızı değiştirebilecek güce sahip. Kuantum, ’madde diye bir şey yoktur, madde denilen her şey yoğunlaşmış enerjidir’ diyor. Klasik fizik ise insan zihninin evrenin şekillenmesinde hiçbir şekilde etkisinin olmadığını söylüyor. Buna göre evren bir saat gibi işler, belli bir mekaniği vardır, insanoğlu bu evrene gelir, yaşar ve gider. Kuantum fiziği ise bu evrenin şekillenmesinde ve yaşamın yönlenmesinde kuantum enerjinin çok büyük bir etkisi olduğunu söyler. En yoğun enerji de düşünce olarak adlandırdığımız insan zihnidir. Buna göre insanlar birçok seçenek arasından birini seçebiliyorlar ve onları yaşayabiliyorlar.

Kuantuma olan ilgi son yıllarda neden bu kadar arttı?
Çünkü bugüne kadar daha kaderci bir zihniyet söz konusuydu. Düşünün, bir anda birileri ’Siz kendi hayatınızı kendiniz biçimlendiriyorsunuz’ demeye başladı. Uzun süre bir çatışma oldu, bunun altında yatan sebeplerden biri de din ve bilimin kavgası. Bugüne kadar gelişen materyalist sistemin tamamen karşıtı olan bir düşünce sistemi olduğundan ortaya çıkmasının geciktiğini düşünüyorum.

Bilim çok çabuk ilerliyor, kuantum fiziğinin bir adım sonrasından bahsetmek mümkün mü?
Doğru, geçen yıl CERN’de yapılan deneyde bilim adamları ’Higgs bozonu’ parçacığını yani Tanrı zerreciğini arıyorlardı. Kuantum felsefesinin bir adım sonrası çoklu evrenler… Eğer Higgs parçacıklarının var olduğu kanıtlanırsa o zaman çoklu evrenlerden söz edebileceğiz. Kuantum fiziği der ki; ’bir sürü olasılık vardır, sen bunlardan birini seçer ve yaşarsın’. Yeni kuantum fiziği ise; ’hem su, hem kola hem de kahve içmek istiyorsan evrenlerden birinde su, birinde kahve, diğerinde de kola içersin’ diyor. Akıl karıştırıcı bir durum, paralel evrendeki kendimizden nasıl haberdar olacağız, belki de karadeliklerden bir geçiş olacak… Şu an bildiklerimizle bunlardan haberdar olunamıyor.

BİR ADIM SONRASI PARALEL EVRENLER
2012 yılında kıyamet kopacağına inananlar var. Kuantum düşünce sisteminde bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Kıyametten bahsediyorlar ama bu bildiğimiz anlamda değil. ’Kıyam etmek’ ayağa kalkmak, uyanmak, uyanış anlamına geliyor. Zaten bu süreç başladı. Evrende sadece biz yokuz, uzaylılar gibi farklı varlıklar da söz konusu ve belki de bu dönemde onlarla bağlantıya geçilecek. Beklenen ’kıyamet’ bu dünyanın yok olması değil, zihnin farklı bir algılayış modeline geçmesi şeklinde olacak. Maya takvimi 2011 yılında bitiyor. İşte tam o yıllarda büyük bir bilinç sıçraması olacak. Buna bir nevi ’aydınlanma çağı’ da diyebiliriz.

Peki, bu bilinç sıçramasını yapamayanları neler bekliyor?
Ruhsal olarak sıkıntı çekeceklerini düşünüyorum. Çünkü onlar, korku ve endişe alanına inecek. Güven ve sevgi enerjisini yaşayan kişilerse, geçişi çok rahatlıkla yapabilecek. Zihnimizin daha yüksek potansiyelini kullanacağımız, aydınlık bir dönem başlayacak. Aslında böyle bir geçişin olacağı dönemi yaşayacağımız için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

KRİSTAL ÇOCUKLAR BİZİ GEÇİŞE HAZIRLIYOR
Bir de kristal çocuklardan bahsediliyor, bu çocukların 2012 ile bağlantısı nedir?
Kristal çocuklar, Indigo çocuklardan sonra gelen kuşak. Genetik ve düşünce olarak çok farklılar. Aslında onlar bizlere bir şeyler öğretmek, 2011-2012 yıllarında beklediğimiz geçiş alanına hazırlanmamız için geliyor. Beynimizin bazı bölgelerini kullanmadığımızdan kozmik alan bilgilerinin olduğu bölgeden o bilgileri henüz alamıyoruz. Ama bu çocuklarda bu yetenek var. Telekinezi, telepati gibi yeteneklere sahip bir gruptan bahsediyoruz.

Kirli zihinler kuantumla nasıl temizleniyor?
Siz kuantum koçluğu da yapıyorsunuz, bu sistem nasıl çalışıyor?
Kişiler aslında ne yapmaları gerektiğini bilinçaltı düzeyde bilir, ancak zihin bunu bilmez. Çünkü ego kafasını karıştırır. Zihin geçmişte yaşadığı deneyimlere göre olayları farklı olarak algılamaya meyillidir. Geneller, çarpıtır ya da bozar. ’Ne yapsam başarılı olamıyorum’, ’kimse beni sevmiyor’ vs. hepsi bir inanç sistemidir. Kuantum koçluğunda akıllıca sorularla kişinin asıl yaşadıklarını yüzeye çıkartırız. Sorularla bu kişilerin inanç sistemlerini ilk önce bilinç düzeyinde erozyona uğratıyoruz. Sonra diğer koçluklarda olmayan bir şey yapıyoruz ve bunu bilinçaltına yerleştiriyoruz. Bunun sonrasında insanlar kendi güçlerinin, yapabilirliklerinin farkına varıyor. Kuantum koçluğu çok hızlı ilerleyen bir sistem. 4 ana bölümden oluşuyor; öğrenci, yaşam, nefes ve kariyer koçluğu. Kariyer koçluğu; hem şirketlerin hem de şirket içi çalışanları ilgilendiriyor. Hedef; çalışanların şirketlerinin vizyonunu anlayabilmesi ve bu vizyona uyumlu olarak çalışabilmeleri. Her departman için farklı bir çalışma yapılması gerekiyor.

http://www.kigem.com/content.asp?bodyID=4676