HAYIRLISI ARTIK!…

 

Sitemi hazırlarken aklımdan geçen ana tema, doğup büyüdüğüm yerlerin tarihsel ve kültürel kişiliklerini tanıtmak; şahit ve tanık olduğum olgu  ve bulguları irdeleyip paylaşım amaçlı ziyaretçilerime sunmak, bölgenin genel ve özel kültürel değerlerini tanıtmak, almış olduğum eğitim alanı içerisinde kalan güncel olayları irdelemekten başka bir şey değildi…

 

Kim derdi ki; bir olay ve buna bağlı olguları isim vermeden betimleyip yazdığım eleştirel yazıyı üzerine alan bir siyasetçi bozuntusunun, birtakım  tehditleri ve şikayetine maruz kalacağımı!..

 

Geçenlerde Mahalle Muhtarının haber vermesi üzerine ilçe savcılığına gittim ve şikayete dair ifademi verdim. Şikayette, yazımdan alıntılar ile hakaret ve iftiralarla karşı karşıya bulunduğunu iddia eden malum şahısın ifade tutanağını okuyunca o anda karar verdim ve bilerek kendimi okkanın altına atmaktan çekinmedim. Amiyane dille ÇANAK İFADE verdim savcıya…İstedim ki, sadece eleştirel bir yazı ve olabilecek sonuçları betimlediğim makalem 2007 başlarında yürürlüğe giren 5651 sayılı İnternet Suçları Yasası kapsamına girmediği halde, savcılık Kamu Hukuku adına dava açsın ve bu dava kapsamında olay genelleşsin…

 

Dün (28.05.2009) postacı iddianameyi getirdi. Umduğum gibi davacı K.H. ve suç Hakaret.

 

Aziz NESİN’in ZÜBÜK isimli romanını okuyanlar, romanın kahramanı İbraam ZÜBÜKZADE ve maceralarını bilirler. Komik bir dille yazılan ve filmi çekildiğinde rahmetli Kemal SUNAL’ın olağanüstü oyunuyla izleyicileri kırıp geçiren bir filmdir ve gerek sinemada gerekse TV kanallarında bu filmi izlemeyenin olduğunu da pek sanmam. Hele, Zübükzade’nin kendini kovalayan belde sakinlerinin şerrinden kurtulmak için bir mezarlığa girip abdestsiz ve destursuz namaza durarak bütün gün namaz kılması sahnesi milletin gülmekten yere yatmasına neden olmuştur ya; bu sahne ile karşı karşıya bulunduğum durum arasında bağlantı kurmaktan kendimi alamıyorum. Tabii ki bu bağlantıda Zübükzade tipi bizim malum şahıstan başkası değil…

 

Bizim siyasetçi dostumuz anlaşılan şahsımı tanımıyor olacak…Bunca yıllık hayatım boyunca ilk gençliğimdeki delidolu maceralarım nedeniyle belki 20 kez karakolda gecelediğim halde, hiçbir zaman adliyeyle işim olmadığını; sadece 3 kez hakim karşısında olduğumu (-ki bunun 2 tanesi zaten boşanma davasıyla ilgiliydi), kesinlikle ve kataan sabıka kaydım bulunmadığını, kursağımdan bir lokma olsun haram geçmediğini belki biliyordur belki bilmiyordur ama, bir zamanlar büyük bir partinin genel merkezinin bulunduğu ilde o partinin İl Başkan Yardımcılığı görevinde bulunduğumu bilmediği kesindir ki, şahsımı sahipsiz sanma yanılgısına düştüğü aşikâr…

 

Bundan sonrası Adalet mekanizmasına bağlı haliyle ve kırk tilkinin dolaştığı halde hiçbirinin kuyruğunun birbirine değmediği bir beyne sahip(-hehehe!…kendimi nasılda güzel ifade ediyorum dimi?) şahsım nasıl hareket edecek?

 

Sitemin kuruluş amacına ters olduğu halde yazma ihtiyacını duyduğum  bu olay nedeniyle sevgili ve saygıdeğer ziyaretçilerimi rahatsız ettiğimden dolayı özürler…Gönlüm istiyor ki yine ilgi çekici konular ve kişilikler bulup yazayım ki istifade edilsin. İnşallah o minvalde devam edeceğim…