HERKES LÂYIĞINI BULUR
Malum, küçük bir belde/köy’de yaşıyorum. Burada doğdum ve Allah(CC)’ın izniyle yine burada toprağa gireceğim. Önceki yazılarımda da değindiğim gibi, adeta bir cennettir yaşadığım yer. Bunu, doğup büyüdüğüm yer olduğu için değil; gerçekte böyle olduğu için, yılın 4 mevsimi 12 ayında yeşilin her tonunun hakim olduğu bir yer olduğu için bilhassa vurguluyorum. Günün önemi nedeniyle seçimlere değinmem kaçınılmazdır haliyle.
Aslında burada doğan veya başka yerlerde doğduğu halde kütük kaydı beldede olan insan sayısı 6500 civarındadır. 1990 nüfus sayımında köyde ikamet edenler 2064 çıktığı zaman, başta babam olmak üzere herkesin küçükte olsa katkılarıyla, daha iyi hizmet alabilmek, modernleşebilmek için belediye kurulması için uğraşıldı ve 1992 de bu gerçekleşti.
Babamın Ankara’daki dükkânında şahit olduğum bir görüşmenin sonucunda, siyasi görüş açısından ilgili olmadıkları halde köyün sözü geçen iki kişisinin desteği sonucu bir şahıs başkan seçildi. Bu şahıs başta köyün ihtiyacı olan birtakım hizmetlerin öncelikle gerçekleştirilmesi sonucu takip eden ilk seçimde de devam ettirdi reisliğini. Ancak ikinci döneminde hizmet yapacağına kendi çıkarlarını tercih etti. İşçilerin SSK primlerini ödemediği halde ödenmiş gibi göstermek, çok uygun bir yerde, köylülerce yapımı gerçekleştirilmiş ancak yarım kalmış 5 katlı bir binayı tamamlamak yerine yeni bir bina yapılmasına karar çıkarttı ve bu bina İller Bankası Kredisiyle yapıldığı için yıllarca belediyenin sırtında kamçı olarak kaldı. Kadirbilmezliği, nankörlükleri de cabası…Yapımı sırasında dolaylı yoldan cebe indirdiğini en iyi kendisi bilir haliyle… Değinmeden geçemeyeceğim: Komşu bitişik köylerin daha iyi yaşam imkânlarına sahip olmak için belediyeye mahalle olarak katılma isteklerini de oralarada hizmet veremeyiz düşüncesi ile nasıl reddettiği de halen kulaktan kulağa dolaşıyor…
Bir önceki yazımda değindiğim belediye başkanı yıllarca onun bıraktığı pislikleri temizlemeye çalıştı. Ödenmeyen SSK primlerini ödedi ve bu sayede zamanı gelen personel biraz geç olsa bile emeklilik hakkını elde ettiler. Ancak, reis sağlığını öne sürerek tekrar aday olmadığı için yeni bir başkan seçimi gerekti haliyle ve malum kişi de o kadar yüzsüzlüğü, bu kadar ayyuka çıkmış hırsızlığı varken yine de aday oldu.
Elimden geldiğince izah ettim belde halkına…Ona oy vermeyin de kime verirseniz verin dedim ve yaptıklarını hatırlattım tekrar tekrar. Ancak, hem küçük bir yer olduğu için hısım-akraba desteği, hem de vakti zamanında ona destek olmuş çıkarcı kişiliklerin de çabasıyla, az bir farkla da olsa maalesef yine seçilmiş durumda şu an..
Görünen o ki, personel artık maaşını alamayacak, adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonucu 2000 kişiye göre devlet desteği olacağı ve belediyenin gelir getirecek yatırımları bulunmadığı için, halkın baskısı nedeniyle yapılması elzem olan hizmetleri yapabilmek için yine borçlanma yoluna sapacağından işler daha da sarpa saracak ve hiçbir hizmet yapılamaz duruma gelinecek. Bu da; belediyenin kuruluş amacına tamamen aykırı olacağına göre!…
Vah zavallı belde halkım!…Yazımın başlığı boşuna öyle seçilmedi ki…
.
