KESİK
Allah Allah!…Demek bu da gelecekti başıma…Hayret etmeme şaşırmayın…Herkesin başına gelebilecek bir şey gibi görünüyor. ERİC’i, birader alıp Tataristan’a götürünce ve baba ocağına gelip evimi yaptıktan sonra, ilk olarak bir köpek aramaya başlamış ve geçenlerde Beşikdüzü’nde parkta gezinirken bir köpeğe rastlamıştım. “Gel” diye seslendiğimde öyle bir gelişi vardı ki hem yüreğimi parçalamış hemde ısınmıştım hemen. Cins olduğu belliydi ama tasması yoktu. Şöyle bir sevip okşadım…ayaklarıma sürünüp tipik köpek davranışıyla dostluk göstermesi yok muydu!…
Gel diyerek arabama yöneldim, uslu uslu takip etti onca insanın arasından.…kapıyı açtığımda önce girmek istemedi. Kaçacak gibi oldu… Çağırdım, yılışarak geldi ve boğazını tutunca hemen atlayıverdi arabaya. Yakındaki nalbur’a gidip bir tasma ve zincir ile, bakkaldan tavuk eti aldım ve arka koltukta munis munis oturan hayvanın önüne gazete üstünde sundum. Oralı bile olmayınca, çiğ et yemediğini anladım. Adın KESİK olsun dedim birkaç kez.
Beklediğim kişilerden, “gecikeceklerini; geceyi Beşikdüzü’nde geçiririz, siz köye gidin, bizi sabah alırsınız” mesajı gelince köye gelip, tasmasını taktım ve zincirini veranda profiline takarak bağladım. Denemek için sabaha kadar çözmedim ve sabah baktığımda bıraktığım gibi olduğunu gördüm. Demek ki ihtiyaç gidermeyi birilerinden öğrenmiş.
İki gün kadar tasma ile gezdirdim ve alıştırdım kendime. Sonra çözüp serbest bıraktığımda koşup zıpladıktan çevreyi dolaştıktan sonra gelip ayağımın dibine oturdu. Sahibi olarak kabullenmişti beni. Kabullenmeseydi, arabaya atıp aldığım yere götürerek bırakacaktım haliyle. Google’ı taradığımda ise cinsini öğrendim. AİNU cinsi Japon kırması kızak ve muhafaza köpeği imiş, avcılıkta da işe yarıyormuş. Körün istediği bir göz, Allah(CC) vermiş iki göz meselesi var ya…
Bu sabah uyandım ve ihtiyacını görsün diye çözerek TV başına geçtim. Birkaç dakika sonra sesler duyunca dışarı çıktım vee… Zavallı hayvan bir sürü serseri köpeğin saldırısına uğramış, komşulardan bir kadın kovalamış diğerlerini ama Kesik yerde ölü gibi yatıyordu, tasması birkaç metre ileride yerdeydi. Her tarafı ıslanmıştı ve dili sarkmıştı. Derhal kucaklayıp baba evine götürerek ağzını ıslattım, kuzineyi yaktım ve dikkatlice biraz temizledim zavallıyı…Bir ara gitti…kalbine masaj yaptım ve kendine gelip hırladı…
Veteriner’e götürmem gerek ama kucağıma almam mümkün değil…Yaralarının acısı ve şok nedeniyle kucaklamak istediğim anda saldırgan davranıyor…Bereket epeyce kendine gelmiş durumda…Birkaç saat bekleyeceğim artık…Dört ayak üstüne durmayı başarırsa sorun yok…Başaramazsa bel tarafında filan kırık olabilir ki veteriner şart. Üzülmemek insanın elinden gelmiyor…
NOT: Yazıyı sabah 9.06 da yazmıştım. Kurtaramadık zavallıyı…aldığı darbeler nedeniyle oluşan ezikler ve iç kanama sonucu ayağa kaldıramadık. onuruyla gitti. Ne bir uluma ne de başka bir durum…Mealul melul sahibine bakarak son nefesini verdi. toprağı bol olsun demekten başka elden ne gelir? (saat: 17.15 te mezarına girdi)
