HEZEYANLAR
CANIM SIKKIN…
Canım çok sıkkın, canımı sıkanlar ikiyüzlü ve satıcı kişilikler..Bunları düşünürken canım sıkılıyor ama bir yandan da aklıma dostum diyebileceğim kişileri getirince biraz daha iyiye yol alıyorum…Birşeyi de çok iyi biliyorum; bu insanlardan hiçbir zaman kaçamayacağımı..Aslında tek çare onları düşünmemek gibi görünüyor ama olmuyor. İnsan ne zaman iyi bir şey düşünmeye çalışsa ille de o insanın ağzına s.çmak için ortaya çıkıyor bu şahıslar ve nedense bu tip insanlar hep karşılarında duranların iyi değil de kötü yanlarını görmeye çalışıyorlar, karşılarındakilerin yaptıklarını her zaman ters manada yorumluyorlar..İŞTE BENİM CANIMI BU İNSANLAR SIKIYORLAR..Ehh!.. içimi döktüm gerçi fazla açık olmadı ama…
Bence kafayı değil de başka birşeyleri duvara vurmak daha doğrusu fırlatmak daha rahatlatıcı. İnsan bazen acı çekmek istiyor çünkü bu bizi rahatlatıyor ama lütfen kafamızı duvarlara vurmayalım Öyle zamanlar olur ki; ağlamak isterim,ağlayamam çoğunlukla…. daha çok sinir olurum,aslında üzüldüğüm şeyin üzülmeme değecek kadar önemli bir şey olmadığını bilirim de daha da çok sinir olurum… Evdeysem o sinirimin geçmesi için mutlaka salak kötü hayaller kurar ağlarım, biraz uyursam iyi gelir,ama genelde uyuyamam. dışarıdaysam, samimi diyebileceğim arkadaşlarım zaten yanımdadır aramız iyi olsa da,olmasa da…onlarla dertleşirim. hep birlikte küfür ederiz yaşanılanlara …Bir arkadaşımın babasının rahatsızlığından da ilk defa bugün haberim oldu.önceden de duymuştum,ama o’nun ağzından değil.Üzüldüm…Kafasına takmamaya çalıştığını ve bunun için çaba harcadığını da biliyorum artık. Hayat zor!.
Selahattin Dayı‘yi kaybettik geçen Perşembe günü. Babamın dayısının oğluydu. Ümraniye’nin kuruluşunda çok katkısı olmuştu rahmetlinin. Beldemizde daha köy iken aza olarak ta hizmetleri olmuştu. Bana da ilk delikanlılığım günlerinde az dayılık yapmamıştı İstanbul’a gezmeye gittiğim zamanlar. Allah(CC) rahmet eylesin.
Parçaları çok güzel birleştirebiliyorum, hepsini cebimde toplarım, sonra gereken,gereken yerine gider, uyuşur, kaynaşır. Bugün yine o günlerdendi, biri diğerine uydu.. Duyularım ilk anlar için kilitledi kendini. Ayaklarım buz kesti,gözbebeklerim büyüdü,lâmbadan gelen ışık yaktı gözlerimi. küçücük odamda nasıl bir mucizedir ki ben küçücük kaldım.bir nokta oldum. Bir kalemin ucundaki silgiyle yok olacak hâle geldim.biri geldi aldı beni,iki noktasının sonuna üçüncü nokta yaptı,cümlelerinin anlamını bana sakladı,biri cümlesini benimle bitirdi ve hiç utanmadan yenisine başladı.diğeri geldi kendini kısalttı bilerek;yine de en küçük bendim. Soru işaretlerinin ucundaki o nokta da ben.sorular da ben.Çok soru sorulur ama her soru kavuşamaz cevabına.kapıyı her çalan içeri girerken,çengelinden asıveriyor soru işaretlerini yandaki askılığa.sorunun başı nerelere uzuyor,bakmıyor, oysa yerlere değmiş,kapıdan taşmış sorular, zorlasan da kapanmaz kapı.Herkes bunu yapıyor.sıkıntılıyım,dayanılacak gibi değil yolu,yolları ne yazık ki.kurtulamadım beladan,parçalar hiç parça olarak kalmadı,ben de nokta olmaktan terfi edemedim ünlemlere,parantezlere..kimsenin şaşkınlığı,sevinci olmadım,ara notları,sonradan eklemeleri,örnekleri de. Belki de silinemeyen bir nokta olmayı denemeliyim.