PETROL YASASI

PETROL KANUNU
Türkiye petrol bakımından dışarıya bağımlı olduğu için, yılda bilmem kaç milyar US$ ı ithalât için sarfetmekte, bu da gayri safi milli hasılada azalmaya neden olduğu kadar, ürünlerin pahalı kullanılması nedeniyle kişi başına düşen geliri de olumsuz yönde etkilemektedir.
1954 yılında, MTA Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren Petrol Şubesi; bir yasa ile Genel Müdürlüğe dönüştürülmüş ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) adıyla faaliyete geçmiştir. Bu yasa hazırlanırken, yetişmiş teknik eleman olmadığından ve mecliste durumu kavrayabilecek yetenekte vekiller bulunmadığından; yasa hazırlanırken başta korumacılık ilkesi olmak üzere birçok yanlışlar yapılmış, adeta istekli şirketlere “SİZ GİDİN, BAŞKA ÜLKELERDE PETROL ARAYINIZ” denilmiştir. Çıkarılan yasaya güvenip arama ruhsatı alan çok uluslu şirketler (BP,MOBİL,TEXACO,SHELL) ruhsat sahalarında yaptıkları etütler ve sondajlar sonucunda umutlu bölgeleri tesbit etmişler, ancak mevcut Kanun’un korumacılık yönü nedeniyle, çıkardıkları veya çıkaracakları petrolü istedikleri gibi kullanamayacaklarını anlayınca kuyuları (-saha da umut yoktur diyerek ve koordinatları kaydederek) kapatmışlar ve işi ticarete dökmüşlerdir.
Yeni hazırlanan Petrol Yasası ise, başta solcular olmak üzere birçok kesimin tepkisini çekmektedir. Yeni Yasa’da en çok tepki alan madde ise karada % 60, denizde % 50 üretim dışında kalanın istekli şirketlerin inisiyatifine bırakılması olmuştur. Bu maddeyi dillerine dolayan malûm kesim, çözüm üreteceklerine “VURUN ABALIYA” misali sadece eleştirmektedirler. İleri sürdükleri sav “Bir savaş durumunda üretici şirketler petrolü düşmanlara bile verebilirler” düşüncesinden başka bir şey değildir. Nitekim, Cumhurbaşkanlığı Makamı da, bu durumu gerekçe göstererek Yasa Taslağını Meclis’e iade etmiştir. Bu gafil zevatın aklına, niçin ilgili maddeyi meselâ “SAVAŞ VEYA STRATEJİK KRİTERLER BAŞGÖSTERDİĞİNDE, ÜRETİCİ ŞİRKETLERİN TÜM ÜRETİMİNE DEVLET EL KOYABİLİR” şeklinde bir değişiklik yapılması için öneri yapmak gelmemektedir. Petrol gibi bulunması ve çıkarılması son derece müşkilatlı olan bir hammaddeyi aramak ve çıkarıp ticaretini yapmak isteyen şirketler bu maddeyi göz önüne alarak faaliyet göstermezler mi o zaman?..
Dereyi görmeden, çözüm değil sadece muhalefet etmek ve kaos ortamı yaratmak düşüncesiyle paçaları sıvayan bu zevattan, devletimiz ne zaman kurtulacak?!… Ne zaman akl-ı selim galip gelerek, dünyanın en pahalı petrol ürünlerini kullanan zavallı fakir halkımızın refahını sağlayacak zeminler hazırlanacak!… El insafffff!…
.


