MÜSLÜMAN SAATİ VE SEHER VAKTİ
Ahmet Haşim, “Müslüman Saati” başlıklı yazısında bizim zaman’ımızı ve günümüzü saate bağlı olarak ne güzel anlatır.
Bir kere kuşluk vakti vardır. Sabah ile öğlenin arasını ayıran, günün gençlik çağı olan kuşluk vakti. Öğle, daha çok açlık duygusuna bağlı olarak şimdilik yaşayan bir zaman ayıracıdır, ama ikindi öyle mi? Vakti esasen belirsiz olan, kaçırılmaması için özel ve hatta sezgisel bir dikkat gerektiren dingin ikindi vakti şimdi nerededir?
Güneşin batmasından sonra bizim insanımız biteviye bir anlamsızlık karanlığına gömülmezdi. Çünkü yatsı vardı.Evlerin ışıklarının açık bırakılması ve avluların çıra ile veya seyyar lambalarla aydınlatılması yatsıyı beklemenin gereği olarak ilk kez Müslüman evlerinde başlamıştır. Şehirlerin ve sokakların aydınlatılması da öyledir. Gayrimüslimlerin karanlık çöktükten sonra yaşama, ibadet etme veya misafirliğe gitme gibi alışkanlıkları yoktu. Tanzimattan sonra gavura gavur demek yasaklandığından “Gün Battı, Gavur Yattı” sözü kullanımdan düşmüş ama “Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanar” sözü(-ki bugün anlam kaymasına uğramıştır) böyle doğmuştur.
Müslüman görünmek isteyen kimse akşamları yattığı halde yalanı açığa çıkmasın, yani yatsıyı kılmadan yattığı belli olmasın diye o vakte kadar mumunu yanık tutmaktadır. Zira, sabah ve yatsı namazını sürekli kılmamak, münafıklık belirtilerinden sayılıyordu.
Günün en incelikli bölümlere ayrıldığı vakit sabah vaktidir ve seher, sabahın altın çağıdır. Mustasavvıf aşıkların şiir ve türkülerinde zikir teması ve ona bağlı olarak seher vakti sıkça kullanılmıştır. Allah(CC)’ı anma, içten ve samimi olarak Allah(CC)’ı anış denilebilecek zikir, dar anlamda namaz için de kullanılmıştır.Hatta müminin miracı olduğu bildirilen namaz en büyük zikir sayılmıştır. Daha geniş anlamda ise Allah(CC)’ı bütün isimleriyle anma ve tefekkür etme anlamındadır. Zikir tefekküre ve aydınlanmaya açılan bir kapıdır.Zikreden kul, dünyalıktan uzak, bağımsız ve özgür olur.
Seher vakti, her tür zikir için ideal zaman sayılmıştır. Bu yüzden seher, zikri ve zikir kelimesiyle anlatılan ibadetin anlamını da bir yan anlam bir çağrışım olarak bünyesine almıştır. Muharrem Ertaş (-ki Neşet Ertaş’ın babasıdır) meşhur ettiği
Seher vakti çaldım yarin kapusun
Baktım yarin kapuları sürmeli
Diye başlayan türkü, aşkta makamı yüksek olanların türküsüdür. Türkü, seher vaktinde sevgilinin otağında buluşma simgeselliği üzerine kuruludur.Ancak bir mürşid-i kâmil, mana aleminin bir büyük sultanı ile rabıtanın sarhoşluğunu anlatan tasavvufi bir türküdür.Sultan, Peygamber Efendimiz (SAV) olabileceği gibi Hacı Bektaş-ı Veli, Hz Ali de olabilir.
Hayli uzun bir yazı konusudur aslında bu husus…Kısa kesmek evladır diyerek son veriyorum…
PS: Şaban ABAK’a teşekkürler…

Nasrettin Hoca